Karadeniz Vakfı’nın ev sahipliğinde KASAM olarak düzenlediğimiz İSTİNYE SOHBETLERİ’nin gündemi FİLİSTİN oldu. Programa katılan saha uzmanları, “toprak satma” iddialarını ele aldı. Prof. Kurşun’un gösterdiği 1891 senesine ait bir belgeye göre Osmanlı Sultanı Filistin’de Yahudi yerleşimini önledi; ancak Osmanlı sonrası başlayan toprak işgali beraberinde bir propagandayı da getirdi: “Filistinliler topraklarını sattılar” propagandası.
25 Kasım günü Karadeniz Vakfı’nda düzenlenen FİLİSTİN’DE HAKİMİYET MÜCADELESİ programının moderatörlüğünü Dr. Cafer Talha Şeker yaptı; Karadeniz Vakfı Genel Başkanı Yusuf Cevahir, vakıf üyeleri, KASAM akademik kurulu ve ÜNDER akademisyenlerinin katıldığı programda Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Dr. Tuba Yıldız ve Dr. Ali İhsan Aydın konuşma yaptı.
Pek çok ülke gibi Filistin’in de tapu kayıtları, Osmanlı arşivlerinde bulunuyor. Bu arşivlerdeki on binlerce dosya-belgeyi inceleyen çalışmalarda yer almasıyla bilinen Ortadoğu uzmanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, “Filistinliler topraklarını sattılar” iddiasının Siyonist propagandaya yaradığına dikkat çekti.
OSMANLI’NIN ÜST AKLI SULTAN ABDÜLHAMİD: FİLİSTİN’DE YAHUDİ VATANI KURULMAMALI
Prof. Kurşun, 1891’de Sultan Abdülhamid’e arz edilen bir talebi gösterdi. Bu talebe göre, Filistin’e kaçak göçmen olarak gelip yerleşen ve burada Osmanlı tabiiyetine (vatandaşlığa) geçmek isteyen 440 Avrupalı Yahudi, hükümetin yardımını istemişti. Osmanlı Hükümeti bu göçmen ve yerleşimci meselesini Sultan’a arz ettiğinde Avrupalı bu sığınmacılara vatandaşlık çıkarılması mümkündü. Nitekim bir zamanlar İspanya’dan kaçan Yahudilere Osmanlı himayesinde tabiiyet verilmişti. Ancak Sultan Abdülhamid, bu yeni talebe farklı bir cevap verdi.
Sultan, Filistin’deki arazilerin sahipsiz olmadığını, buralara yeni yerleşimcilerin konumlandırılamayacağını, Avrupa’dan kaçan bu göçmenlerin Avrupa’ya dönemiyorsa Amerika’ya gitmesinin daha mantıklı olacağını, Osmanlı toprağında Yahudi yerleşimine kapı açmanın ileride bir Yahudi yurduna destek olacağını, kendisinin bunu desteklemeyeceğini bildirdi.
Filistin’deki vakıflar üzerine çalışan, Osmanlı ve İngiliz arşivlerini inceleyen Dr. Ali İhsan Aydın, “Filistin” mefhumunun tarihi gelişimini ve bölgedeki hakimiyet-mülkiyet tartışmalarının nasıl araştırıldığını ve tartışıldığını anlattı.
Lübnan ve çevresinde sahayı tanıyan ve araştırmalarıyla bilinen Dr. Tuba Yıldız, Hizbullah’ın Gazze’de yaşanan son olaylara tepkisi ve yaklaşımını ele aldı. Hizbullah’ın Güney Lübnan’da İsrail ile sınırdaş olmasını İran’ın İsrail ile sınırdaş olması gibi yorumlayanlar olduğuna, Lübnan’ın 18 mezhep üzerinden bölünmüş bir ülke olarak İsrail-Filistin çatışmasından da ayrıca etkilendiğine dikkat çekti.





